Anna Sorokin-Sahtekar mı, Girişimci mi, Hayalperest mi?

0
995

Hem mesleğim, hem de akademik ilgi alanımdan dolayı sahtekarlar, düzenbazlar ve manipülatörlere yönelik belgesel, film ve diziler favorilerim arasında yer alır. Netflix bu konularda gerçekten iyi yapımlara yer veriyor. Yakın zamanda izlediğim Osho’yu anlatan Vahşi Kırlar ve popüler Tinder Avcısı’nın ardından Inventing Anna dizisi beni sürükledi ve bu yazıyı yazmak istedim. Diziye ilham veren New York Magazine dergisinden Jessica Pressler adlı yazarın uzun makalesi Dizi bittikten sonra onun da tamamını okuyarak bir fikir edinmek istedim. İlgilenen olursa diye yazının linkini de buraya bırakayım:

https://web.archive.org/web/20180529033353/https://www.thecut.com/2018/05/how-anna-delvey-tricked-new-york.html

2013’te New Yok sanat çevrelerinde Anna Delvey isminde yeni bir yüz görülüyor. Zengin bir Alman ailenin kızı olarak kendisini tanıtan Anna, 40 Milyon euroluk bir güven fonuna sahip olduğunu söylüyor. Pahalı kıyafetleri ve aksesuarları ile bir moda ikonu gibi dolaşan Anna, kısa sürede çok enteresan bir şekilde New York sosyetesinin bir parçası haline geliyor. Nakit olarak 100 dolarlık bahşişler dağıtıyor herkese. Fakat ortada ne çalışan bir kredi kartı var, ne de paranın geri kalanı. Tanıştığı koleksiyonere birlikte Venedik Bienaline gitmeyi öneriyor, ve onun kredi kartından harcamaları yapmayı teklif ediyor. Fakat borcunu asla ödemese de bunun üzerinde durulmuyor. Nasılsa geride daha çok var.

Anna’nın mükemmel bir network yönetimine şahit oluyoruz dizide. O kadar hızlı bir biçimde ismi yayılıyor ki, herkes onu tanıyor gibi oluyor. Kendi adına bir sanat merkezi kurmaya karar veriyor ve bu sayede milyonlarca dolarlık kredilere başvuruyor. Ama bu arada 30 bin dolar tutan otel hesabını bir türlü ödemiyor. İşler en zora girdiğinde Fas/Marakeş’te ultra lüks bir tatil organize ediyor, fakat ücreti arkadaşının üzerine kalıyor. Asla ödemeyeceğim demiyor, ama o ödeme asla gelmiyor. Mutlaka bir bahanesi var: Bankada sorun var, bugün havale yaptım, Hay Allah hala gelmedi mi, bir daha kontrol etsen, vs.

Daha fazla detay anlatıp spoiler vermeyeyim. Ancak Anna Delvey (gerçek adıyla Rus göçmeni bir ailenin kızı olan Anna Sorokin) oldukça renkli bir kişilik ve hikayesinde herkes için dersler var. Bir defa bu türden manipülatörlere karşı aslında savunmamızı en fazla kıran şey bizim düşüncelerimiz. Bu tiplere çok basit ve çocuksu bir gözle bakarsanız gerçek ortaya çıkıyor. Örneğin kaldığı otelin görevlisi ve arkadaşı Neff’in annesi çok net bir teşhis koyuyor: “Bu hayatta hiçbir şey bedava değildir.” Evet, bu gerçekten de çok sağlam bir turnusol kağıdı. Eğer bir şey beleş gibi size sunuluyorsa, siz çok daha fazlasını ödeyeceksiniz demektir. Bu tipler başlangıçta çok sağlam bağlar kurarlar. Ta ki siz ağa düşünceye kadar. Sonrasında hep inanmak istersiniz. O yalan söylemez, arkadaşınızdır, belki işleri ters gitmiştir, zaten bir hafta içinde ödeyecektir. Zaten para babasıdır. Zaten iş bitiminde size çuvalla para ödeyecektir. Zaten kendisi için hiçbir şey istememektedir. Bu liste uzar gider.

Bazen yanlış bir yola girersiniz ve bunu bir türlü kabul etmezsiniz. Bazen navigasyon uygulaması sizi alakasız bir yola sokar. Siz gittikçe gidersiniz, birazdan doğru kestirme yola sokacak diye. O yol bir türlü gelmez. Çünkü o bir bilgisayar programıdır, asla yanılmaz, çok para vermişizdir, kesin bildiği bir kısa yol vardır. O yol asla gelmez. O yüzden benim tavsiyem, eğer birisi ile ilgili içinizde alarm zilleri çalıyorsa, şüphe varsa, göğsünüze ağırlık çöküyorsa her yeni mazeretinde bırakın gitsin. Bunu biraz pahalıya alınmış bir ders olarak görün ve mezun olup ayrılın. Şunu da asla akıldan çıkartmayın:

“Bir şey gerçek olamayacak kadar güzelse, gerçek değildir.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz